|
Biz
Türkler ve Müslümanlar bu temizlik işini nasıl ve ne zaman
öğreneceğiz, acaba ben görebilecek miyim?
Bizde
modaya uyduk, Aydın Boysan ve Nilgün Cerrahoğlu'ndan sonra
Hırvatistan'ın Adriatik sahillerinde seyre başladık. Teknemizi daha
önce yollamıştık ve uçakla orta Adriatik'te bulunan Split adındaki
şehire geldik. Hava meydanında, tereyağdan kıl çeker gibi her türlü
işlemlerimizi yaptırıp, marinada teknemizi bulduk. İki sene evvel
Napoli Havaalanı'nda bize yaptıkları eziyeti düşününce, daha mafyanın
buralara el atmadığını anladık.
Split, Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'den sonra ikinci büyük şehri.
Şehre Roma İmparatoru Diocletianus'un tekaüt olduktan sonra yaşamak
üzere yaptırdığı saray kompleksinin bulunduğu kare bir alan hakim.
Nitekim yapımı M.S. 293 de başlayıp 305'de biten bu sarayda 316'daki
ölümüne kadar emekliliğini geçirmiş. İmparator Diocletianus'dan başka
da kimse bu sarayda yaşamamış. Anlaşılan o devirde de, bizdeki parti
başkanları gibi kimse emekli olmaya yeltenmemiş ve böylece de bu saray
boş kalıp yapısı daha sonra yerleşenler tarafından dejenere edilerek
istila edilmiştir. Şimdi eski şehir adını verdikleri bu mekan, pek çok
birbirine yapışık taş yapıtları ve dar sokakları ile turistik
dükkanların ve lokantaların, eğlence yerlerinin bulunduğu bir alan
haline gelmiş olup şehire bir güzellik, bir cazibe katmıştır.
Split'teki bu eski mahalle besbelli ki, vaktiyle bir balıkçı köyü
olup, korsanlardan korunmak için bu kalenin içine sığınmış insanların
mekanı olmuştur.
Split'te eski şehiri gezerken sokaklara döşenmiş olan taşlar dikkatimi
çekti zira adalardan getirilen bir taş türüyle, büyük ebatta parke
taşı gibi döşenmişti. Beyaz olan bu taşlar seramik gibi parlaktı.
Bütün kalabalığa rağmen yerler tertemizdi, genelde her taraf tertemiz.
Dikkatimi çeken bu husus beni fena halde düşündürdü. Acaba komünist
rejimdeki eğitim mi, yoksa Hiristiyanlık mı bu temizliği
sağlamaktaydı? Müslüman ülkeler ne diye pisti? Bir Müslüman olarak bu
temizlik işine kafayı takmış vaziyetteyim.
Demir perde ülkelerinde eğitim hakikaten eşitti ve herkes eğitilmişti,
ama gelgelelim hukuk tahsili yapmış olan Miro adındaki delikanlı,
şoförümüzdü. Bu ne perhizdi, ne de lahana turşusu? Tabii komünist
rejimlerin anlayamadığı bir yanlış ise herkesin eşit akılda, eşit
beceride ve eşit yetenekte olmadığıdır.
HIRSLANDIM, KISKANDIM
Yugoslavya bölünüp, her cumhuriyet kendi bağımsızlığını kazanınca,
özelleştirmeye geçmişler. Aynen bizdeki gibi hükümettekilere yakın
olanlar ve rüşvet verebilenler özelleştirmeden paylarını almışlardı.
Adriyatik sahillerinde her taraf marina dolu. Marinaların içinde bile
deniz tertemiz. Bu Hırvatlar biraz zenginleşsinler, sahillere güzel
restoranlar, eğlence yerleri ve oteller kursunlar, vallahi bizim Güney
sahillerimize gelecek olan turistte bayağı bir azalma olacaktır.
Turizm gelirlerimizi buralara kaptıracağız diye korkmaktayım.
GELECEK KİRLENDİ
Hele bu sene Göçek'te denizin kirlendiğini farkettim ve içim hüzün
kapladı. Nasıl kirlenmesin ki. Daha bu yaz başında Göçek'teyken, bir
gece yanımızdaki kocaman bir yat pis atıklarını denize boşaltıverdi ve
her tarafı kokuttu. Bunlar ne biçim yat sahibi ve ne biçim yat
mürettebatıydı.
Tabii daha başka deniz temizliğine dikkat etmeyip, denizi devamlı
kirletenler ise bu denizden para kazanıp, ekmek kapılarına kıymet
vermeyen gulet sahipleriydi, gulet kaptanlarıydı.
Bizim insanlarımız ne zaman mesuliyet sahibi olacaklar, ne zaman
başkalarının hakkına hürmet etmeyi öğrenecekler bilemiyorum ve bayağı
ümidimi kaybediyorum. Artık ne kadar eğitimsiz olursa olsun, en basit
bir kaptanın bile atık suyunu açık denizde boşaltması gerektiğini
bilmesi lazım.
Bizler, ekolojik, ekonomik ve sosyal olarak düzelmeye çaba
sarfederken, politikacılarımız Avrupa Topluluğuna girmek için
çıkarılacak yasaları seçim malzemesi yapmak gibi ucuz ve basit
oyunlara girerek göz göre göre pek çok medeni imkanın elimizden
kaçmasına sebep olacaklar. Yazıklar olsun.
Buraların temizliğini gördükçe kıskandım, hırslandım söylendim. Biz
Türkler ve Müslümanlar bu temizlik işini nasıl ve ne zaman
öğreneceğiz, acaba ben görebilecek miyim? |
|