|
Firavunlar ülkesi MISIR; Nil'de bir gezi
Gemiyle yolculuk baslamadan önce bir gün Luxor daki Karnak ve Luxor tapinaklari ile nehrin bati yakasindaki Krallar vadisi ( Firavun mezarlari) geziliyor, ertesi gün gemiyle yolculuk basliyor. Baslar baslamaz da zitliklarla dolu doga manzaralari izlemeye basliyorsunuz. Nehrin genisligi yerine göre 300 ile 500 metre arasinda degisiyor, derinligi de 3-10 metre arasinda. Daha ucak Luxor'a alcalmaya basladiginda hayretler icinde kaliyorsunuz. Nil kenarlari yemseyil, palmiyeler, muz bahceleri, misir ekili tarlalar, nehir kenarinda otlayan, inekler ve mandalar...bu yesil kesim yer yer 300 metre ile 2 km arasinda degisiyor, ayrica sulama amacli bircok kanal da yapilmis . Ama suyun ulastigi uc noktadan sonra tek bir cali bile görmek imkansiz, her yer cöl.
Biraz Sabanci reklami olacak ama hakikatten de ''Su Hayattir'' lafinin dogrulandigi bir yer Misir. Gemiyle yolculuk Luxor'dan sonra Esna, Edfu ve Kom Ombo'da devam edip yaklasik 250 km güneyde Assuan'da sona eriyor. Buradan sonra otobüsle iki saat güneydeki Abu Simbel tapinagina gitmek mümkün. Bu tapinagin en büyük özelligi Ramses heykellerinin en büyügüne sahip olmasi ve Assuan baraji yapilirken Nasser Baraj görünün altinda kalma tehlikesi gecirmesi. Sonra UNESCO nun yardimiyla yaklasik 200 milyon $ harcanarak taslar kesilip birkac yüz metre geriye ve yüksege tasinmis. Misirlilar dis ülkelerden cok yardim görmüsler. Süveys kanalini Ingilizler yapip, isletip, Misirlilara birakmislar, ülke su anda bu kanaldan büyük gelir sagliyor. Altta kalmak istemeyen Ruslar da Assuan barajini yapip hibe etmisler. Ayrica irili ufakli tapinaklarin baraj gölü cevresinden biraz gerilere ve yüksege tasinmasini da Almanlar finanse etmis. Hatta tüm nehir boyunca görülen su pompa istasyonlari da Japonlar tarafindan yapilmis, üzerlerinde hep Japon bayraklari boyali. Atalari 4000 yil önce bir cok eserler birakmis, bircok kültüre öncülük etmis bir Misir halkinin bugünkü tembel,fakir ve Amerika'dan,Avrupa'dan dis yardim bekleyen halini görünce aklima baska bir ulus geldi ama söylemem..:-)) Bilin bakalim bu ulus hangisi?
Gemi yolculugu cok zevkli, en üst katta güneslenme kati ve burada kücük bir havuz da var ama en zevkli yani kiyidaki sahane doga ve ilginc köyler. Hemen arka planda da sari renkli cöl ve tepeler. Bunlari izlemenin keyfine doyum olmuyor. Tabii o kadar yol gelipte dogaya söyle bir bakip, kendini havuz basindaki sezonga birakip tüm uyarilara ragmen 40 - 45°C öglen günesinin altinda tavuk gibi kizarip, dönüsünde konu komsuya hava atma meraklilari da yok degildi bu gezide.
Assuan, yaklasik 1 milyon nufuslu bir sehir, onu taninmis yapan en önemli özellik, dünyanin en büyük barajlarindan biri olan Assuan Barajinin burada bulunmasi. Baraj gölünde 70 milyonluk Misir'a 6-7 sene yetecek kada su varmis. Misirlilarin en büyük korkularindan biri Nil'in dogdugu ülkelerden birinin veya güney komsusu Sudan'in günün birinde bir baraj yapip suyu kesmesi. Misir nüfusunun %6 kadarinin Hiristiyan oldugunu biliyordum, ama bizi gezdiren Rehberimiz bu oranin %25 oldugunu idda etti, hakikatten de yol boyunca ve Assuan da bircok Kilise görmek mümkün. Müslüman ve Hristiyanlar arasindaki iliskiler cok uyumluymus. Nüfusun büyük kismi ciftci( Fellak), kalani da Yörük ve Bedevi. Kücük ama önemli bir azinligi Kipti'ler olusturuyormus; bunlar hiristiyanmis ve kendilerini Firavunlarin gercek akrabalari olarak görüyorlarmis. Sayilari da 6 milyon civarindaymis. Ayrica Assuan'da Nubya'lilar denen bir kavim daha var, bunlarin teni biraz daha koyu, Etiyopya'lilarla akrabaliklari varmis. Rehber, bunlarin cok dürüst ve temiz olduklarini söyledi. Sayilar ve oranlar cesitli kaynaklarda cok farkli veriliyor, hangisinin tam dogru oldugunu bilmiyorum.
Luxor ve Assuan da carsi,pazar gezelim dedik, burnumuzdan geldi, buralarda halk pazari tipinde yerler var, öyle magaza tipi carsi pek görmedim. Yanliz turist olarak gezmek cok zor, hic rahat birakmiyor saticilar. Insan birsey almak istese bile tezgahtaki mala gözünüz gittigi an yapisip rahat vermiyorlar, alici müsteriyi kacirtiyorlar....gördüm ama bu kadar asirisini görmemistim. yani bizim Türkiye'deki yapiskan saticililarimizdan cok daha beterler. Grupta bircok kisi hediyelik esya almak istese bile bu yüzden alamadi.. Bir de pazarligin civisi cikmis...dikkat etmezseniz bir mali 3-4 misli fiyata alirsiniz. Alisveris konusu acilmisken tekrar Türkiye'den bahsetmek istiyorum..bu sitede sürekli gündeme getiriyor, mail veya fakslarla Belediyeleri uyarmaya calisiyorum, cok az gelisme olsa bile, Alisveris eden turistin rahat birakilmasi gerektigini hala bircok man kafa anlamak istemiyor. Ayrica satilan mallarin üzerine etiket koymanin, medeni bir ülkede olmasi gereken normal birsey oldugunu da bircok dar kafali esnaf ve belediye kabul etmiyor, etmesinler kendileri kaybediyorlar. Ticaretin en basit kurallarindan biri; müsteriyi anlamak ve istegini yerine getirmektir. Turistik yerdeki esnafin müsterisi de cogunlukla gelismis ülkelerden gelen turistlerdir, bu turistler ülkelerinde alisik oldugu komforu nasil otellerinde de görmek istiyorlarsa, alisveriste de onlarin alisveris kültürünü bilen, anlayan esnaf kazancli cikacaktir. Biz istedigimiz kadar ''Buranin mentalitesi bu, burasi Türkiye'' diyelim, kaybeden yine biz oluyoruz. bunu en iyi anlayanlardan biri herhalde Alanya Belediye Baskani, cünkü Alanya'da büyük degisiklikler oluyor( olumlu yönde). Hatta bunu bana isyerimde Alanya'dan dönen turistler de söylüyor. Misirli esnafin da kendine ceki düzen vermesi herhalde biraz daha sürer ama biz göremeyiz !! Dönelim gemiye; gemide tam pansiyon uygulaniyor; yemekler genelde acik büfe degil ama -bir nehir gemisinde oldugumuz düsünülerek-güzel denebilir. Misir mutfagini genelde Osmanlilar zamanindan kalma yemekler ( dolma, bamya, bezelye, köfte..) olusturuyor, kendi mutfaklari pek zengin degil. Tatlilar da Türkler zamanindan ( Konafa=Künefe, Mahallabija=Muhallebi, Ataijef= Kadayif benzeri bir tatli) Hic arapca bilmememe ragmen oraya gidince bizim türkce'de de kullandigimiz ne kadar ortak kelime oldugunu gördüm. Güneslenme katinin altinda, bir bar, restoran ve oturma alanlarinin oldugu bir kat daha var, bazi aksamlar burada biraz animasyon da var. Bu katin da altinda üc kat daha var ki burada da kabinler buluyor, bizim gemide 72 kabin vardi, kabinler cok büyük degil ama yeterli ve komforlu. Geminin demirledigi yerlerde tapinaklar genelde nehir kenarinda, cünkü zaten yasam nehir kenarinda, daha gerilerde hayat yok denilebilir. Belirtmek istedigim bir konu da güvenlik. Biliyorsunuz 1997 nin sonbaharinda Krallar vadisindeki Hatschepsut tapinagina baskin düzenleyen teröristler 50 'nin üzerinde yabanci turisti öldürmüslerdi. Simdi her yerde güvenlik görevlileri var, tapinaklara giriste canta aramasi var( biraz göstermelik gibi geldi bana !) Ayrica otobüs transferleri, mesela Assuan'dan Abu Simbel tapinagina veya Luxor'dan Kizildeniz'e konvoylar halinde ve güvenlik gücleri esliginde ve sadece belli saatlerde yapiliyor. Uzun lafin kisasi Gemiyle Nil turu, dogal güzellik görmek isteyenler icin bulunmaz bir firsat. Hem suda olmanin verdigi zevk, hem de gemi sürekli hareket ettiginden, hicbir zahmete girmeden kiyi boyunca sürekli yeni yerler görmenin verdigi heyecan. Kiyidan daha gerilerde olan yerler cöl oldugundan ''acaba orada ne var?'' diye merak etmenize de gerek yok, cünkü cölden baska birsey yok. Tüm tapinaklar da nehir kenarinda veya nehre cok yakin. Bu turu yapmak icin en uygun aylar kis aylari .Veya biraz sicak arayanlar icin Mart-Nisan ile Ekim-Kasim aylari. Yaz aylarinda giderseniz bunun suclusu sizsiniz!! Biz Eylül basinda gittik ve sicaklik 40°C ye yakindi( özellikle Assuan'da.) Yanliz sicagi kuru bir sicak, havadaki nem orani cok düsük. Misir turizmi de Türkiye'deki gibi krizlerle yasamaya alisik. Turistler en kücük karisiklikta kaciyorlar, ama kisa süre sonra tekrar gelmeye basliyorlar. Özellikle bazi ülke vatandaslari bu güvenlik konusunda cok hassas. Mesela Almanlar, yada Amerikalilar. Ben Amerikalilarin korkusunu bir derece anlayabiliyorum da Almanlarinkini hic anlayamiyorum. Hedef olan hep baska ülke vatandaslari, ama kacan, ilk Almanlar, ve korkuyu en gec üzerinden atanlar da yine Almanlar. O yüzden Türk turizmini mümkün oldugunca Alman pazarina bagliliktan kurtarmamiz ve diger ülkelerden de daha cok turist cekmemiz gerekiyor, yoksa her kücük krizde hop oturup hop kalkariz.(Türkiye'ye gelen turistin yaklasik %25'i Almanya'dan) Mesela Iran'lilari daha cok Türkiye'ye cekmeliyiz. Nüfuslari kalabalik , Türkiye'ye yakin, cok yüksek olmasa da alim gücü yüksek bir kitle mevcut....umarim ileriki senelerde Iran'dan daha fazla turist cekeriz. Yakinda yine bir Körfez savasi basliyacak gibi görünüyor. Eger savas cikarsa Alman'larin ve diger Avrupa'lilarin rezervasyon tavirlarini dikkatle izleyin, yine Antalya'yi, Marmaris'i.. Bagdat'in kapi komsusu zannedip gelmeyecekler. Insallah yukarida yazdiklarimda yanilirim. Bu seferlikte bu kadar. Umarim ilginizi cekmistir. Ercan Toprakyaran webmaster@turizmcilerkahvesi.com Misir'da cektigim Diger Resimler
|